Arşiv

27 Dec, 2009

U dönüşü

Yazan: Ayşenur

 

KARTAL YUVAYA DÖNÜŞ YAPTI: FELAH

muhahahaha !

 

 

 

kartal1

22 Dec, 2009

Politik Psikoloji

Yazan: Ayşenur

[16 Aralık 2009'da Uiportal'da yayınlandı]

Politik psikolojiyi ulusların birbirine karşı yahut bir ülkede yer alan farklı grupların oluşturabileceği güvensizlik ortamı veya barışı tehdit edebilecek durumları psikoloji ilminden yararlanarak anlamaya ve çözmeye çalışan bir disiplin olarak tanımlayabiliriz.

Psikopolitik yaklaşımı bilimsel anlamda dünyaya kazandıran Prof. Dr. Vamık Volkan olmuştur. Politik psikolojinin uygulama alanları ise özetle kimlik, etnik ve ulusal kimlik, terörizm ve teröristlerin psikolojisidir. Dünya genelinde bu branşa özel bir eğilim gösterilerek son otuz yılda uzmanların ciddi bir uğraş alanı olmuştur. Türkiye bazında ise henüz ideal bir derinlik kazanmayan bu alanda yapılanlarla ilgili olarak, 1992’de kurulan Türkiye Politik Psikolojik Merkezi ile Vamık Volkan’ın çalışmalarını zikredebiliriz. Yazının devamı »

Tags:

21 Dec, 2009

Geçiyoruz içinden sessiz bir devrimin…

Yazan: Ayşenur

goruntu026

“Bu sessizliğe aldanmayın, derin bir fırtınanın tam ortasından geçiyoruz: sessiz devrim!”

İlahiyat fakültesi ikinci sınıf öğrencisiyim. Bir taraftan da sosyoloji  okuyorum. Anlama, anlamlandırma ve anlatma çabama hizmet edeceğini düşündüğüm kitaplar okuyorum. Bir önemi varsa şayet işte böyle arada yazıyorum…

Aralık neyi aralar ki… Bitmek bilmiyor kavga…

Akşam her zamanki gibi İstanbul dönüşü soluğu evde alınca kendime ve ev ahalisine koca bir demlik çay demledim. Masaya yaydım gazeteyi, kulağıma taktım empeüçü de… Kulaklarımda Ahmet Kaya ” kendine iyi bak, beni düşünme, su akar yatağını bulur...” diyor. Gece uyuyana kadar kim bilir kaç kez dinledim bunu, aralıksız… Küçük not defterime sözlerini yazdım, yakalayabildiklerimden bir küçük hatıra sakladım… Gazetenin tam orta sayfasında kanlı eylem planlarını anlatan figürler vardı…

Yazının devamı »

21 Dec, 2009

“Bana şeytan hiç uğramadı!”

Yazan: Ayşenur

Bir haftasonu üç arkadaş yazarlar birliğinin birinci edebiyat mevsimine katılmak için Adapazarı’ndan İstanbul’a gelmiştik. Haydarpaşa’da inip bir selam çaktıktan sonra İstanbul’a koşar adım motora bindik amma velakin nereden bilelim başımıza geleceği! Koltuklarda tek başına oturmuş orta yaşlı  bir ablanın yanına oturuverdik, yağmur çok güzel yağıyordu.

Bizi böyle heyecanlı gençler olarak gördüğünden olsa gerek bir iki de yazar ismi söyleyince kendince bir sohbet havası kurmak istemesine iyimser bir tavırla karşılık vererek “nereden geliyorsunuz nereye gidiyorsunuz ne okuyorsunuz, böyle bir yere gittiğinize göre aranızda yazar var galiba?” şeklindeki sorularına nazik cevaplar yetiştirdik. İçten, yüksek perdeden bir “maşallah” çekti ve ekledi: “Okuyun, okuyun bizim aydın ilahiyatçılara ihtiyacımız var.” Babasının küçüklükten beri kendilerine Tevrat ve İncil okuttuğunu, orada geçen hikayelerin çok etkileyici olduğunu aslında babasının bir komünist olduğunu söyleyerek kurduğu üç cümleden birinin “aydın olma” vurgusuna dayandığına bakarsak kendisine epeyce söz verdiğimiz anlaşılır. “İnsanların yazdığı hikayeler ama!” diyerek kutsal sayılan metinlerdeki hikayelerin aslında ne kadar absürt olduğunu hatırlayarak bu beğeniye şaştığımı itiraf edeyim. Nerden çıktın be kadın, beş gündür(!) sıla hasretiyle yanıyorum, ağız tadıyla bir İstanbul manzarası seyrettirmedin gibi esefli laflarımın ses tonumdaki vurgusuna ettiği baskıyla gayet soğukkanlı ve kendinden emin bir ilahiyatçı olarak “ yaaa dedim bu memleket ne çektiyse aydınlarından çekti zaten, sabolun ama ben almayım, hem münevver kulağa daha hoş geliyor” diyerek klasik İslamcı tavrın tezahürlerinden birini sergilemiş oldum.

Yazının devamı »

04 Dec, 2009

Hesaplaş!

Yazan: Ayşenur

An gelir, bütün çabalarınızın beyhude olduğuna inanmaya başladığınızda her şeyin bir yalan olduğu düşündüğünüzde ne yapardınız?

Böyle filmler vardır değil mi, sondan başlar… Sonra yavaş yavaş sonuca giden yolları verir izleyiciye… Öyle bir giriş yaptım işte bu yazıya…

Küçükken çok resim yapardım, asker resimleri çizer, tanklarla, bayraklarla, şiirlerle süslerdim. Her hafta Mehmetçik programını izler, asker kıyafetleriyle hatıra fotoğrafı çektirirdim. Büyük sempatim vardı askerliğe, özellikle de komandolara… Bu merakın yanı sıra öğretmenliğe de hevesliyimdir. Çocukluk işte, her oyunumuzda öğretmen ben olurdum, okuldaki hocaları taklit ederdim; elimde cetvel… Ve bağıra bağıra okurdum istiklal marşını…

Büyüdükçe masumluğunu yitirmiş çok şeyler karşılaşıyorsunuz. Kitapların arkasına saklanmanız yapacak başka şeyi yok izlenimini ve istihzasını uyandırsa da evet gerçekten de yapacak başka bir işinizin olmadığını anlıyorsunuz.

Yazının devamı »

04 Dec, 2009

Eleştiri Dersi

Yazan: Ayşenur

Yazı yazmak belli bir istek ve yeteneği her ne kadar bünyesinde barındırsa da daha iyiyi yakalamak adına olması gereken üçüncü bir aşama vardır o da eleştiridir. Yazdıklarınıza yapılan övgüler kadar onları kritize eden cümleleri de muhatap almanız gerekiyor. Bunun için cüretkar ve gönüllü olmak lazım. Bizde ne yazık ki hala bir eleştiri kültürü gelişmediğinden olsa gerek ya da eleştiriye olan tahammülsüzlüğümüz sabiteyi zorunlu bir sonuç kılıyor. Bir bakıyorsunuz zamanla her yerde görmeye alıştığınız isimler isimlerine halel gelme endişesinden korkuyorlar.

Velhasıl, amacım eleştiri kültürünü tartışmak değil. Bir kitap tahlil dergisi için kaleme aldığım yazım için fakülte hocamızdan* sözkonusu yazıya bakmasınız ve ilmi ve edebi yönünü kritize etmesini istemiştim. Sonuçtan bir hayli memnun kaldım. Çünkü yaptığım hataları görmek yazı konusunda yemem gereken daha çok fırın ekmek olduğunu göserdi. Kim bilir belki ondan yazmayışım a dostlar…

Batı Edebiyatında Müslüman Kadın İmajı isimli bu yazıda yer alan mantık hatalarına, edebi yetrsizliklere ve sağlanamayan paragraf bütünlüklerine dikkat çekti Hoca’m. Hatırladığım kadarıyla değindiği noktaları aktarmaya çalışacağım:

Yazının devamı »

08 Nov, 2009

Gülce…

Yazan: Ayşenur

Şu an bu şiiri paylaşmak istediğimden… İbrahim Sadri pek bi “yanık” okuyor…


Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır…

Yazının devamı »

26 Oct, 2009

“Bursa’da zaman…”

Yazan: Ayşenur

resim-092

Ayşegül’e…

İlhama inananlardansanız yolculuğa çıkmanın da ilhamla olduğu kimi zamanları yaşamışsınızdır. Böyle bir ilhamla,bir öğle vakti, verdiğim ani bir kararla Adapazarı’ndan Bursa’ya gittim. Bayram dolayısıyla dolu olan seferlerden payımıza düşen koltuğa gömülmek için biraz şehir merkezinde dolaşmam gerekiyordu, dolaştım. Ellerim cebimdeydi…

Biraz buruk başladı yolculuğum… 3 saati karmakarışık düşüncelerle geçirmek  oldukça yorucuydu. Her an vazgeçip gitmekten, inip inmemeyi düşünmek ve sonra vazgeçmeyi düşünmekten vazgeçmek… İyidir seyahat varsa bir de içinde şefaat… Ve elbet dostluğa ve yaşanmışlıklara dair şehadet…  Susacaktım, suskunluğumu koruyacaktım.

Yazının devamı »

Tags: ,

12 Oct, 2009

İşletebilenlerden misiniz?

Yazan: Ayşenur

goruntu000_1

Daha ilk cümleden itibaren, okuyacağınız bu yazı küçük bir kitap dükkanının içinde yazıldı. Her zaman hayalini kurduğum o küçük işletme dünyasına, her ne kadar sadece dağıtıcı gibi görünen bir görevle olsa da katılmış bulunuyorum.

Okuduğum fakültenin maalesef henüz bir kitapçı yeri yok. Olsun, sağlık olsun ama böyle devam etmez diyerek küçük bir girişimle başlattığımız kitap satış mekanımız şimdilik aklımdaki yerini bulamadıysa da iyi gidiyor.

Geçen seneden beri gazetelerin ekonomi sayfalarını, işletme haberlerini, girişimci isimleri okuyup duruyordum. İktisata dair merakım ziyadeleşmiş herşeyin başlangıç ve temek noktasını bu alanda görür olmuştum. Ne yazık ki bilgilerim sadece okuduğum kitap, dergi, gazete ve bloglardan edindiklerimle sınırlı; yani bu ilmin disiplinine de mantığına da erişebilmiş değilim. İlgimi çeken bir alan olduğu için okumalarıma devam edeceğim yine de. Bir ilahiyat fakültesi öğrencisi olarak, aslında herşeyden önce dünyayı, insanlığı ve müslümanları düşünen biri olarak yaşanan kırılmaların, çatışmaların ve krizlerin temel noktası olan “iktisat” üzerinde çokça kafa yormam gerektiğinin idrakindeyim. (Mesela şu an bitirmek üzere olduğum kitabın ismi Sombart’ın “ Kapitalizm ve Yahudiler” kitabı. Bu kitap sayesinde hem Yahudileri hem de kapitalizmle olan ilişkilerini yakından görür oldum. Bu işletme hevesime yeni entelektüel açı kazandırdı. Neyse bu ayrı bir konu)

Yazının devamı »

goruntu002

Her zaman inandığım hurafem: “Benim Pazar günlerim lanetlidir.” Bunun itikadi anlamda nereye oturduğu bir yana başka türlüsünü düşünmek için elimden hiçbir şey gelmiyor. Yoksa bu güzel Pazar günü ne işim var evde?

Boğazıma kadar cansıkıntı…Patlıyorum… Nasıl bir hayat ki sıkılmak için yeterince zamanım var ve hayatım boşluk kaldırıyor. Ya da zaten hiçbir zaman yürüyemeyeceğine inanmış bir kötürümün yeniden adım atma denemelerini terk etmesi gibi ama yürüme hayallerini kurmaya da devam etmesi gibi…

Arkadaşlar da aramaz oldu. Yitirdim belki de herşey gibi onları da… Bir sevgilim olsaydı bari şimdi herhangi bir aşıklar parkı’nda kimbilir hangi entelektüel münakaşanın ardından tatlı dedikodulara akmıştık… Ne çoktan kısalmış başörtümün markasını görürdü bana arkadan bakanlar ne de yüzüme dokunan rüzgar dalgalandırdığı başörtümün markasını gösterirdi. Böyle kaygılardan uzak bakışırdık hiç olmazsa… Akşam trenine kadar seyr-ü sefa ehl-i keyf kıraathanesinde son çıkan sahte kalemlere söverken alelacele yetiştiğim motordan el sallama hülyası…Dostlar da aramaz oldu… “Bir tanıdığım” diye bahsetmek yakışıksız kalıyorsa da yakışıklı olan sadece elinde sigara tutan o zarif prens kalmış… Bir stres topu neme gerekti yani bu sıcak ve pişkin pazar gününde?

Yazının devamı »

İşittik ve itaat ettik! ..

yol...

Sanırım, eski mekana dönüş var...

şiir

"Gözlerim nemli değil, gözlerim namlu!"- İ.Özel- Vaaaav

  • bahar: HOŞGELDİNİZ
  • ayşegül: Ayşenur'a, iyiki geldin.. Şefaat kapılarını açık bırakarak... Ve de şehrin içindeki kalbe yeniden geldin.. Yol boyunca muhabbeti, güveni
  • Ayşenur: ben de bu site macerasına atıldığımdan beri ilk kez bir adaşımla karşılaştım. Hoşgeldiniz...
  • Ayşenur: eyvallah :)
  • serhat: saolun arkadaşlar şiiriniz çok makbule geçti :)
  • ayşenur: çok sevdiğim bu şiiri okurken ismimle karşılaşmam tevafuk mudur :)
  • zeynep: Hocam ,çok sevdigim bir şiir ,paylaşımınız için teşekkürler

Kısaca

Bütünü parçalara ayırdım, parçalar bütünle uyumlu olsun istedim. İsmi ne olsun dedim; bu bütünlüğe ARŞİV ismini verdim.. Yakıştı da bence, hem hiç olmadığım kadar düzenli olmayı çağrıştırıyor hem korunmayı hak edecek kadar önemli duruyor. Arşiv odalarının katı kuralları yok burada, rahatınıza bakın..

Arşiv

 

March 2010
M T W T F S S
« Dec    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Görünüm

Bu site (ve başka pekçok site), en iyi, Mozilla Firefox tarayıcıda görüntülenir. Explorer kullanarak kendinize eziyet etmeyin, Firefox'u buradan indirin ve bir dakika içinde kurun!